#Şiir

Telli Kavak – Aydın Gün

Bir telli kavak büyürdü,
Daday’ın Çiydere köyünde usuldan, usuldan.
Yerin karanlığından azad olmuş,
Aydınlık sular yürürdü ayaklarının ucundan.
Kendi halindeydi telli kavak.
Geceleri gökyüzüne bakarak,
Samanyolunu düşünürdü yaprak, yaprak.
Başka şey de dilemezdi.
En uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını;
Ona konmayan kuşa kuş,
Ona değmeyen rüzgara rüzgar da denmezdi.

Gel zaman git zaman,
Kızını everecekti Çiydereli Halil
Cebindeki yetmezdi.
Bir gece sabaha karşı;
Ver yansın ettiler baltayı ayak bileklerine Telli’nin.
Uyanıverdi ilk vuruştan
Aman,dedi telli kavak;kıyman!
Sular bulandı ayaklarının ucundan,
Yapraklar yalvardı hep bir ağızdan;vurman!

Aman zaman dinler miydi Çiydereli Halil
Kızını everecekti,cebindeki yetmezdi.
Yıkılıverdi telli kavak,
Ortasına gecenin boylu boyuncak.
Oldu mu ya,dedi telli kavak
Böğründe duran baltaya;
Yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında.
Kim gönderecek şimdi selamını suların,
Samanyoluna yaprak, yaprak?
Ne olacak şimdi rüzgar?
Kuşlar nereye konacak?

Oradan oraya atıldı telli kavak
Elden ele satıldı.
Boynuna dört demir takıldı
Çankırı’ya beş mavzer atımı uzak,
Bir tepenin duldasına çakıldı.
Telefon direği oldu telli kavak.
Vınladı durdu telefon telleri boynunda.
Samanyoluna baktı geceleri.
Suları düşündü ayaklarının ucunda,
Yapraklarını düşündü,
Rüzgarı düşündü avucunda,
Gözleri dolu, dolu oldu.
Bir türkü tutturdu en sonunda;
‘Telefonun tellerine,kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine cicim,böyle mi yapar?’

Related posts

Pelin ONAY – Düş(me)ler /Aşk Bitti

hayalgunlugu

İkimizin Arasında Ölüyorum

hayalgunlugu

Melih BAKİ / Ağla Yüreğim

hayalgunlugu